Alanur Özalp ve diğer doktorların Japonya'da görülen tipik hikikomorilerle Türk hikikomoriler arasında tespit ettikleri en önemli fark ise bizimkilerin odasında mutlaka bir bilgisayarın oluşu. Ama en başta da belirttiğimiz gibi ailelerin sorumluluğu kendi omuzlarından atmasının en kolay yolu bilgisayar olsa da tek neden bu değil. 

"Aslında Japonya'da ve dünyanın diğer yerlerinde görülen vakaların da çoğu öncelikle bilgisayar bağımlısı. Durum çok ileriki aşamalarda hikikomoriliğe dönüşüyor. Zaten Japonya, bilgisayar kullanımının en yaygın olduğu ve teknolojinin yaşamı kökünden etkilediği bir ülke. Çocukların başka alt faktörlerin etkisiyle önce bilgisayara sarılması ve ardından tuvalete bile gidemeyecek hale gelip hikikomoriye dönüşmesi kaçınılmaz." diyor Alanur Özalp.

Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Bağımlı Ergen ve Genç Klinikleri sorumlusu Psikiyatr Dr. Gürkan Odabaşıoğlu da ülkemizde görülen vakaların çoğunlukla bilgisayar bağımlılığından mustarip olup, ileri aşamalarda hikikomori özellikleri gösterdiğini belirtiyor. Dr. Odabaşıoğlu ayrıca durumun aileler tarafından da uzun süre teşvik edildiğini ve onaylandığını dile getiriyor: "Özellikle bilgisayar bilgisi zayıf olan aileler çocukları odasında bilgisayarın başında olunca ders çalıştığını zannediyorlar. Dışarı çıkmasın, sokakta olacağına evde otursun diye ses çıkarmıyorlar. Ne zaman ki okul devamsızlığı artıyor, derslerde başarı düşüyor, aileyle iletişim kesiliyor, aile ancak fark ediyor durumun vahametini." Dr. Odabaşıoğlu rahatsızlığın 15 yaş civarında, lise birinci sınıfa giden erkek çocuklarda daha yaygın olduğunu, genellikle tedavi gören 10 çocuktan 3'ünün kız olduğunu belirtiyor. 

Bugüne kadar kliniğe başvuranların sayısı 200'e ulaşmış. Bağımlıların çoğu ayakta tedavi görseler de hikikomori aşamasına gelip, tuvalet ve diğer ihtiyaçları için bile dışarı çıkmayı reddeden çocuklar klinikte yatarak tedavi ediliyor. Dr. Odabaşıoğlu'nun tedavisini üstlendiği en ağır iki vakadan biri 12 diğeri 17 yaşında. Çocukların her ikisi de yemek dahil tüm ihtiyaçlarını odalarında gideriyor. "Tüm yaşamları bilgisayar olmuştu, başka her şeyi reddediyorlardı. Odalarından çıktıklarındaysa gittikleri tek yer internet kafeydi" diyor. Uzman. Dr. Gürkan Odabaşıoğlu'nun da önemle vurguladığı nokta, tek etkenin bilgisayar olmaması.