Akademik ve sosyal becerilerin kazanıldığı,bireyselleşme sürecinin hızlıca geliştiği okul dönemi hem çocuk hem de aile açısından yeni bir dönüm noktasıdır.Bazı çocuklar okul öncesi dönemde kreş veya anasınıflarına giderek bu dönemde ortaya çıkabilecek sorunları daha az yaşarlar.Kimi çocuklar açısından ise yeni kuralların olduğu , yeni arkadaşların edinildiği ve farklı bir ortama alışmanın gerektiği okul çağı, çeşitli nedenlerle zor olabilir.Tabi durum aileler içinde kolay olmayabilir.

Çocuğum okula başlayacak,acaba uyum sağlayabilecek mi?Kendini bizim tarafımızdan terkedilmiş hisseder mi? Başarılı olabilecek mi?Öğretmeni ile ilişkileri nasıl olacak? Öğretmenini sevmez ise ne olur? Öğretmen ile bizim ilişkilerimiz nasıl olacak? vs.. gibi birçok soru da ailelerin aklına gelir.Bazı aileler akıllarına gelen bu sorular yüzünden çocuklardan daha telaşlı olabilir. Ailelerindeki bu endişelerde çeşitli şekillerde çocukları etkileyip bazı problemlere yol açabilir.

Okul korkusu,okul reddi olarak adlandırılan durum aslında temel olarak çocuğun annesinden veya bağlandığı diğer bir kimseden, ki bu kişi baba,babaanne,anneanne veya bakıcı da olabilir,ayrılmakta çektiği sıkıntının bir sonucu olarak ortaya çıkar.Aslında ayrılık korkusu denilen durum çocuklarda normal bir gelişim sürecini gösterir.Yaşamın ikinci altıncı ayında başlar,15 ve 21.aylarda giderek artar ve 3 yaşından sonra giderek azalarak kaybolur.Birçok çocuk zamanla bu ayrılıklarla başa çıkabilecek kapasiteyi geliştirse de bazı çocuklarda çeşitli nedenlerle ayrılık çok ciddi bir tehlikeymiş gibi yaşanır.

Çocuklarda her yaşta ortaya çıkabilecek bu durum en sık olarak genellikle ilk ayrılıkların yaşandığı 6-7 yaşlarında, ilkokula başlama dönemlerinde görülse de 11-14 yaşlarında da sık olur.Çocuklarda sık karşılaşılan bir durumdur ve %4-5 gibi görülür.Yaşla beraber azalır ve ergenlik döneminde oran %2-3 e doğru düşer.Küçük yaşlarda kız ve erkek çocuklarda eşit oranlarda görülürken,ergenliğe doğru kız çocuklarda artış görülebilir.

Evet.Aslında her yaştaki görünümü farklı olabilir.Yani 6 yaşında okula ilk başlayan çocuktaki belirtilerin nedeni çoğu zaman az önce bahsettiğim ayrılık problemi iken ,okula belirli bir süre devam ettikten sonra 9-10 yaşlarında bir çocuğun okula gitmek istememe nedenleri bambaşka olabilir.Okula gitmek istememe çocuklar açısından ciddi bir problemin göstergesi olabilir.Bunların arasında çocuklardaki depresyon ve kaygı bozuklukları da bulunabilir ve bu problemi yaşayan her çocukta altta yatan neden araştırılmalıdır.

Ergenlerde de oldukça sık bir şekilde karşılaştığımız problem aileleri çok zor durumlara sokabilir.Genellikle çocuklardaki gibi ayrılık kaygısından değil aile ile yaşadıkları ciddi çatışmalar sonucunda ergenin aileye resti şeklinde veya okuldan kaçma şeklinde olabilir ama bu durum okul korkusu olarak değerlendirilmemelidir.Okuldan kaçan birçok çocukta yalan söyleme,saldırganlık,kavga çıkarma gibi eşlik edebilecek bazı davranış problemleri bulunabilir.Bu gibi durumlarda probleme daha farklı yaklaşmak gerekir.

Daha sık olarak bireyselleşme sürecinde sıkıntılar yaşayan,annesinden ayrılamamış ve annesine bağımlı,yalnız kalamama,gece korkuları,gece kabusları, hayvanlardan aşırı korkma gibi şikayetleri bulunabilen ve anne-babayla beraber yatabilen çocuklardır.Genellikle bebeklik döneminde korunaklı büyütülmüş çocuklardır.Daha önce annesinden hiç ayrılmamış çocuklar olabilirler.

Bu çocukların anneleri de evhamlı,çocuklarına çok düşkün,çocukların sağlık problemleriyle çok ilgili,çocuğu kendine bağımlı kılan,başlarına bir şey gelmesinden sürekli endişe duyan,sürekli göz önünde bulundurmak isteyen,çocuklarını hayal kırıklığına uğratmamak için ellerinden geleni yapan bireylerdir.Bu şekilde büyüyen bir çocuk da farkında olmadan dış dünyayı bir tehdit olarak algılayabilir.Ailelerdeki genel bir disiplin eksikliği de bu duruma yol açabilir.

Çocuklar okula gittiklerine kendi başlarına birşey gelmesinden veya anne-babalarının başlarına kötü bir şey gelmesinden çok korkarlar ve sık sık telefonla iyi olduklarını duymak isteyebilirler.Eğer okula bir ebeveynle beraber gelmişler ise sırada beraber oturmak isterler veya pencereden sürekli onları kontrol etmek isterler göremedikleri zaman çok büyük bir sıkıntıya girebilirler ve bir sonraki gün okula gitmeyi tamamen reddedebilirler.

Çocuklarda problemi başlatan bazı faktörler olabilir.Örneğin,ailedeki bir bireyin hastalanması veya yakın akrabalarından birinin kaybı,bazen bir kardeş doğumu,ailedeki tartışma veya kavgalar da ortaya çıkarıcı faktörler olabilir.

Çocukların bazılarını sabah yataktan kaldırmak bile mümkün olmazken,bazıları okula gitmeyi kabul eder görünür ama servise binmeyi reddedebilir,bazıları ise okula kadar gidip kapı önünde yoğun bir ağlama ve hırçınlık gösterebilir.Özellikle aile ile geçirilmiş bir tatil veya haftasonu sonrasında genellikle haftanın ilk günü,okula gitmeye dirençle beraber başlayabilecek başdönmesi,başağrısı,karın ağrısı,bulantı-kusma,çarpıntı,sık sık tuvalete gitme,ishal gibi bedensel belirtiler olabilir.Tipik olarak çocuğun evde kalmasıyla bu belirtiler geçer.Sıklıkla aileleri bu belirtiler daha da telaşlandırır ve fiziksel bir hastalık olabileceğini düşünürler.Aileleri telaşlandıran bir diğer durum da çocukların kendilerine zarar verme tehdididir.

Sıklıkla az önce nedenlerini sıraladığım ayrılık kaygısı okula gitmek istememeye yol açsa da çok farklı nedenler de buna yol açabilir.Problemin ne zaman başladığı,ne şekilde ve hangi durumlarda ortaya çıktığının belirlenmesi çok önemlidir.Bazı çocuklar sosyal ortamlara girmekten çekindikleri için okula gitmek istemeyebilirler.Çocuk çok utangaç olabilir ve sınıf içerisinde arkadaşlarının arasında söz almaktan çekiniyor olabilir.Arkadaşları ile kıyaslanmaktan çok korkuyor olabilir ve bazen bunun altında da ailenin çocuktan beklentisinin yüksekliği yatabilir.

Bazı çocuklar ise okuldaki büyük çocuklardan çekiniyor ve bu yüzden okula gitmek istemiyor olabilir.Burda aldığı bir tehdit sonucu çocuğun okulda güvensiz hissetmesi nedeniyle böyle bir durum gelişebilir.Bu şekilde gelişen bir durum var ise okul idaresi ile kurulacak işbirliği önemlidir.

Bazı çocuklar ise yaşadıkları yoğun başaramama korkusu yüzünden okuldan soğuyabilirler.Tedavi edilmeyen dikkat eksikliği veya öğrenme bozukluğu olan çocuklarda da ders başarısı düşüp ‘tembel,beceriksiz’ olarak nitelendirilmeye başlanırsa bu durum görülür.

Öğretmenle kurulacak olan iyi ilişkilerde çocukların okulu sevmesindeki temel faktörlerdendir.Öğretmenin cezalandırıcı tutumu,aile ile öğretmen arasındaki sürtüşmeler,çok yoğun ev ödevlerinden çocuğun bunalması diğer nedenler arasında sıralanabilir.

Kısa ve uzun vadelerde çok çeşitli sonuçlarla karşılaşılabilir.Doğurabileceği ciddi sonuçlardan biri müdahele edilmediğinde korkunun yerleşmesi ve sene kaybıdır.Kısa vadede düşük okul başarısı,aile ile ilişkilerin bozulması,arkadaşları ile yaşanan uyumsuzluklar olabilirken,uzun vadede sınıf tekrarı,okulu tamamlayamama,yetişkin dönemde çeşitli psikiyatrik problemler,aileden ayrılamama ve beraber yaşama sıralanabilir.

Aileler öncelikle her şekilde çocuğun okula gönderilmesi konusunda ikna edilmelidir.Çünkü okula gidilmeyen süre artarsa çocuğun okula başlaması daha da zorlaşabilir.Çocuklar okula gitmediklerinden dolayı suçlanmamalı ve çocuğa gitmediği takdirde okuldan geri kalabileceği ve bunun da daha sonra başka problemlere yol açabileceği anlatılmalıdır.Çocuk okula gitmeye cesaretlendirilmeli okulla ilgili yaşadığı problemi kendisinin açıklamasına fırsat verilmelidir.Bu konuda öğretmenden de destek alınmalı soruna beraber eğilinmelidir.

Ailelere verdiğimiz önerilerin başında ise çocuğun okula daha az bağlandığı bir ebeveynle,ör baba ile, gidip baba ile eve dönmesidir.Çocuğun ayrılığa yavaş yavaş alıştırılması,basamak basamak çocuktan ayrılma,çocuğa bekleme sözü verip okuldan ayrılmama,çocuğu kandırmaya çalışmama diğer öneriler arasındadır.

Aileler gerçek problemin okul reddi olmasına rağmen,çocuğun fiziksel bir rahatsızlığını olduğunu düşünüp çocuğu kendileri okula göndermeyebilirler.Eğer böyle bir durum var ise bu konudaki şüphelerini bir hekimden yardım alarak giderebilirler.Zaman zaman aileler okulu ve çevresini kendileri güvenli bulmadıkları için çocuğu okula göndermeyebiliyorlar. Ailenin bu konuda bir güvensizliği var ise kısa bir sürede çözümlemeleri gerekir.Aile ile öğretmen arasında yaşanan gerginliklerin sonucu da çocuk okula gitmek istemeyebilir bu durumda da bir uzmandan yardım almak gerekir.

Bu problemin gelişmemesi için ise çocuk bağımsız yetiştirilmeli,çocuğa güvenilmeli,hayal kırıklıklarında kendi kedine çözüm bulabilmesi için fırsatlar tanınmalı,sosyal gelişiminin artması için okul öncesi eğitim desteklenmelidir.

Okul reddi heterojen ve birçok nedeni olabilen bir sendrom şeklinde düşünülmelidir.Okuldan kaçınma davranışı bireye özgü farklı durumlarla birarada olabilir.Okul reddi olan çocuklar sıklıkla anksiyete denilen kaygı belirtileri gösterirler.Genellikle okula gitme konusu gündemdeyken artan ve bedensel şikayetlerinde eşlik ettiği bu durum bazı çocuklarda gün içine yayılan sürekli bir durum halini alabilir.Veya çocuk bir süre sonra tükenip depresyona girebilir.Eşlik edebilecek diğer psikiyatrik durumlar ise,sosyal fobi ve kimi basit fobiler,panik bozukluğu ve uyum bozuklukları olabilir.

Okul reddi olan değerlendirilmesinde tam bir tıbbi hikayenin alınması ve fizik muayenesinin yapılması,şikayetlerin başlangıcı ve gelişiminin öğrenilmesi,şikayetleri kolaylaştırıcı faktörlerin bilinmesi,arkadaş ilişkileri,ailedeki psikiyatrik problemler ve aile yapısı,çocuğun klinik olarak değerlendirilmesi önemli unsurlandandır.

Tedavideki temel amaç çocuğun en kısa sürede okula döndürülmesidir.Bu amaç için öncelikle aile ve okul ile iyi bir işbirliği şarttır.Ailenin, çocuğun kaygılarını artıracak bir tutumu var ise bu konuda görüşülmelidir.Tedavide eşlik eden diğer psikiyatrik durumlarda gözden kaçırılmamalıdır.

Tedavide davranışçı yöntemler,aile terapileri ve gerektiğinde ilaç tedavileri de kullanılan diğer yöntemler arasındadır.