[email protected]

Zaman zaman sadece birşeyleri sizin için iyi olup olmadığını düşünmeden yiyebilmeyi istiyor musunuz? Uyguladığınız diyet sizi sosyal anlmda kısıtlıyor mu? Bütün bir günü ne yediğinize dikkat etmeden geçirme fikri bir hayal gibi mi geliyor? Anneniz tarafından hazırlanmış bir yemeği size ne verdiğini kontrol etmeye çalışmadan sadece oturup yemek imkansızmış gibi mi geliyor? Kilonuz insanların sizi anoreksik zannetmesine sebep olacak kadar düştü mü? Yarın ne yiyeceğinizi bugünden planlıyor musunuz? Yediğiniz yemeğin “doğru” olması, onu yerken aldığınız zevkten daha mı önemli? Kendinize ne yiyip ne yiyemeyeceğiniz konusunda gittikçe daha katı kurallar mı koyuyorsunuz? Sağlıklı besinler tüketince kendinize olan güveniniz artarken bu şekilde beslenmeyenleri küçümsüyor musunuz?

Eğer bu soruların bazıları size “Evet, işte aynı ben” dedirtiyorsa o zaman siz de çağımızın yeni sorunu olan Orthorexia ile tanışmış olabilirsiniz. İlk olarak 1997 yılında Dr. Steven Bratman tarafından bahsedilen bu yeme bozukluğu henüz tanı sistemlerine girmiş olmasa da son yılların oldukça tartışılan, ve bir sonraki tanı sistemi kitapçığına (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders-DSM) girmesi beklenen bir bozukluk Orthorexia. Orthorexia’yı “doğru beslenme konusunda aşırı takıntılı olmak” diye tanımlayabiliriz. Ancak Orthorexia ile ilgili bilinmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

Orthorexia kısa dönemli değil, uzun dönemli bir davranış biçimidir. Öyle ki yapılan sıkı diyetler artık doğal beslenme şekline dönüşmüştür. Yeni bir diyete başlarken yenen yemeklere dikkat edilmesi beklenen bir durumdur. Ancak bu dikkat aşırı bir şekilde ve uzun süreli devam ettiği zaman, ve kişinin sosyal yaşamındaki kararları etkileyecek noktaya geldiği zaman (arkadaşlarla program yaparken gidilen yerde ne gibi yiyecekler olacağına göre karar vermek, bazı tatil programlarına gidilen yerde sağlıklı besinler bulamama endişesi ile katılmamak gibi) sorun haline gelmiş demektir. Buna bir bozukluk denebilmesi için kişinin hayatını ciddi şekilde olumsuz yönde etkiliyor olması gerekir. Dine bağlı yeme kuralları Orthorexia ile karıştırılmamalıdır. Orthorexia’da temel, belli yemeklere karşı olan nefrettir.

Orthorexia Nervosa tıpkı Anorexia Nervosa gibi aşırı kilo kaybı ve kalp yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabilir. Ancak bu konuda çalışan uzmanların ikisini birbirinden ayırt edebilmesi gerekmektedir. Çünkü henüz tanı sisteminde yer almadığından dolayı pek çok uzman tarafından Orthorexia, Anorexia ile karıştırılmaktadır. Aralarındaki en temel fark Anorexia Nervosa’da amacın zayıflamak olmasıdır. Anoreksik kişiler beden imajlarının düşük olması nedeniyle kilo kaybetmek amacı güderek kendilerini sıkı bir diyete sokarlar. Orthorexia’da ise amaç kilo vermek değildir. Sağlıklı beslenmektir. 

Kendilerini doğal, saf ve sağlıklı hissetmek isterler. Sağlıksız olduğunu düşündükleri birşey yedikleri zaman, bu sevdikleri birşey olsa bile suçlu hissederler. Sağlıksız beslenen kişileri de küçük görme eğilimleri vardır. Onların da beslenmelerini düzeltmeye çalışabilirler. Bu farklar nedeniyle tanı yanlış konulduğu zaman tedavi de başarısız olabilmektedir. Zayıflama amacı gütmeyen bir kişinin beden imajını düzeltmeye çalışmak sonuç vermeyecektir.

Orthorexia’da yaygın görülen durumlardan biri fiziksel bir sorunun sonucunda sağlıklı beslenmeye başlamak ve daha sonrasında bunun aşırıya kaçarak bir takıntı haline dönüşmesidir. Örneğin sindirim sistemiyle ilgili sorunlar yaşayan bir kişi bunun beslenme şekline bağlı olduğunu düşünerek diyetini değiştirmeye başlar. Bu değişikliğin hissettiği hazımsızlık, mide yanması, bağırsak problemleri gibi sorunları azalttığını görüp gittikçe daha katılaşan bir diyet uygulamaya başlayabilir ve bunu yaşam tarzı haline getirebilir. 

Orthorexia görülen kişilerde obsesif-kompulsif bozukluk semptomları da görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Aynı zaman da mükemmelliyetçilik de sık görülen bir başka ortak özelliktir.