Başkalarıyla olan ilişkileriniz kendinizle olan ilişkinizin aynasıdır.

Hayatımızda kurduğumuz en önemli ilişki kendimizle kurduğumuz ilişkidir. Birçok kişi kendilerini sevip sevmedikleri sorulduğunda hiç düşünmeden evet seviyorum cevabını verirler. Halbuki belki de duygularını daha derin bir şekilde inceleyecek olsalar, kendilerinin en büyük düşmanı olduğunu fark edebilirler. Çoğumuz başkalarının bize, bizim kendimize davrandığımız şekilde davranmasına tahammül edemezdik. Kendimize genellikle nutuk çekeriz, kendimizi yargılar hatta bazen cezalandırırız; merhametiyse arkadaşlarımıza saklarız. Ama bunları yapan bir başkası olsa belki de o insanla olan ilişkimizi keseriz. Halbuki kendimize de başkalarına gösterdiğimiz merhameti göstermeli, başkalarının bize davranmasını istediğimiz gibi sevgiyle, şefkatle, kabullenişle yaklaşmalıyız. Çünkü unutmamalı ki, biz kendimize nasıl davranırsak, ne kadar saygı ve sevgi duyarsak, başkaları da bizi öyle sever ve sayar.

Değişmek için ilk adım, farkındalıktır. Öncelikle kendimize nasıl davrandığımızla ilgili dürüst olmalıyız.

  • Mesela,
  • Kendinizle nasıl konuşuyorsunuz?
  • Kendinizden emin misiniz?
  • Kendinize karşı kibar mısınız?
  • Kendinizle barışık mısınız?
  • Görünüşünüzle, nasıl davrandığınız ve nasıl konuştuğunuzla barışık mısınız?

Eğer insanların çoğu gibiyseniz, daha düz bir karnınız, daha küçük bir burnunuz, daha küçük kalçalarınız olmasını, daha akıllı, daha kültürlü olmayı, daha heyecanlı bir hayatınız olmasını isterdiniz. Bizden başka herkesin halinden memnun olduğunu, kendine güvendiğini zannederiz. Değişmek isteyen sadece bizizdir. Şu yanınızdaki kadın ne kadar şanslıdır ki böyle güzel bir yüzü vardır, karşıdan geçen kadının ne güzel bir ailesi vardır, arabadaki adamın ne kadar da iyi bir işi vardır. Oysa herkes ayni şekilde hisseder. Herkes bir takım konularda kendine güvensizdir, kendine karşı gereğinden sert davranır, ve kendini sevmek için mücadele eder. Ve kuvvetle muhtemeldir ki size bakıp da özendiği bir yön vardır.

Kendimize nasıl davrandığımızı fark edince, bunu değiştirme gücünü de kazanmış oluyoruz. En değerli hedef kendini sevmek ve kabul etmektir. Göreceksiniz ki kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek için çaba harcadığınızda, kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz gerektiğini anladığınızda hayatınız da değişmeye başlayacak.

Kendini kabullenmeye ilk engel sevginin kazanılması gerektiğine inanmaktır. Başkalarının sevgisini hak etmek için bir şeyler yapmamız gerektiğine inanmakla kalmaz, kendimizi sevmek için bile şartlar koyarız. “Daha zayıf olunca halimden daha memnun olacağım, daha başarılı olunca kendimi daha çok seveceğim, bu kadar güvensiz olmayı bırakınca kendimi seveceğim, şuna benzeyince kendimi kabulleneceğim, ya da kendim gibi olmadığım zaman kendimi kabulleneceğim.”

Hepimiz bu tip şeyler düşünürüz, ve kulağa ne kadar garip ve yanlış geldiğini görüyor musunuz? Oysa kendinizi sevdikçe daha çok sevilebilir hale geleceksiniz. Ancak kendinizi tamamen sevince olabileceğiniz en iyi insan haline gelebilirsiniz.

En yakın arkadaşınıza “Kilo verene kadar seni sevemem.” Ya da “Mükemmel olmadığın için seni sevmiyorum. Sürekli her şeyi yüzüne gözüne bulaştırıyorsun.” dediğinizi düşünebiliyor musunuz? Sanmam. Ama kendimize gelince böyle konuşmaktan çekinmiyoruz.

Hiç kendini pek iyi hissetmeyen birine gidip onu neşelendirmeye çalıştınız mı? Ona iltifatta bulundunuz mu? Peki birine hoş bir şey söylediğinizde, iltifat ettiğinizde o kişinin gözlerindeki pırıltıyı, yüzündeki ışıldamayı farkettiniz mi? Ya da o kişinin birden daha çekici veya daha eğlenceli bir hal aldığını? Bu sizin hayal gücünüz değil, gerçek bir değişim. Aynı şey kendinize iltifat ettiğinizde de gerçekleşir. Deneyin, göreceksiniz.

Kendinize en az başkalarına davrandığınız kadar iyi davranın, hak ediyorsunuz!