[email protected]

Gazetelerde okuduğunuz haberlerden, televizyondan, etrafınızdan duyduklarınızdan bildiğiniz gibi yeme bozuklukları gittikçe daha çok görülen bir sorun. Ergenliğe girmek üzere veya ergen bir çocuğu olan ailelerin yeni endişe kaynağı belki de… “Ya çocuğumda yeme bozukluğu olursa?” sorusu ebeveynlerin aklından daha çok geçer oldu artık.

Gençler ergenlikten yetişkinliğe geçerken bozuk yeme davranışları – yeme atakları ve kendini kusturma gibi – daha yaygın hale geliyor. Bozuk yeme davranışları ise daha kötü beslenme kalitesi, kilo alımı ve obezite başlangıcı, depresif belirtiler ve yeme bozukluklarının başlangıcı gibi çeşitli zararlı psikolojik, fiziksel ve davranışsal sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle bozuk yeme davranışlarını önleyecek stratejiler belirlemek önemli.

Bu amaca yönelik olarak yapılan araştırmalardan biri aileleriyle düzenli olarak birlikte yiyen ergen kızlarda bozuk yeme davranışlarının görülme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu araştırmaya göre aileleriyle sık sık yemek yiyen ergen kızların beş sene sonra kilolarını kontrol altına almak için diyet hapları, laksatif kullanma veya başka aşırı yöntemlere başvurma ihtimali daha az. Minnesota’da yapılan araştırmada 31 okuldan 2516 ergen 1999’da ve 2004’te kendilerine verilen aileleriyle yeme sıklıkları, BMI’ları, ailelerinin bağlılığına dair hisleri ve yeme davranışlarıyla ilgili anketleri cevapladılar. 1999’da aileleriyle haftada beş veya daha fazla öğün yemek yiyen ergenlerde 2004 yılında kilolarını kontrol amaçlı kendini kusturma veya diyuretik kullanma gibi bozuk yeme davranışlarının önemli derecede daha az olduğu görüldü.

Bu araştırmanın sonuçlarından anlaşılabileceği gibi çocuklu ailelerin, ailecek yemek yeme alışkanlıkları olması oldukça önemli. Sağlıklı yeme alışkanlıkları edinilmesi bakımından masa başında, televizyon izlemeden veya başka dikkat dağıtıcı herhangi bir şey yapmadan düzenli öğünler yemenin önemi zaten biliniyordu. Ancak bu benzeri araştırmalar olaya başka bir boyut getirerek hastalığa dönüşecek davranışların oluşmaması için bu alışkanlıkların önemini ortaya koyuyor. Aileler endişelendikleri konularda önlemler aldıkları ve bilinçli oldukları sürece bu endişe olumlu bir hale dönüştürülebilir, aksi takdirde korkunun ne yazık ki tek başına bir faydası yok.

Yeme bozukluğu ortaya çıkması kaygısıyla sağlıklı beslenme üzerine sık sık konuşan ebeveynlerin çocuklarında da ileride bu konuda takıntı gelişmesi veya tam tersine tepki doğurması muhtemeldir. Bu nedenle bu konuda olabildiğince doğal bir tutum takınmak ve konunun üzerine gitmemek en iyisidir. Unutmayın ki çocuğunuz en temel olarak sizi model alacaktır, ona beslenmeye dair bir takım şeyleri öğretmek için özel çaba harcamaksızın kendiniz örnek olmak en iyi yöntemdir.