Birçok beslenme uzmanının bildiği gibi yeme bozukluğu olan bir danışanla çalışırken birçok karmaşık ve zor engeller ortaya çıkarabilir. Bu engeller danışanın tip 1 diyabeti olunca ve danışan kilo verme amacıyla kendine bilerek daha az insülin enjekte edince katlanarak büyür.

Bu uygulamaya verilen diabulimia adı resmi bir tanı değildir, bu terminoloji popüler basın tarafından üretilmiştir. Ancak bu kelime henüz manşetlere çıkmaya başladıysa da uygulamanın kendisi yeni değil. Bu uygulama iki hastalığın kesişmesiyle ortaya çıkıyor. Tip 1 diyabeti olan kaç hastanın bu tip bir davranışta bulunduğunu söylemek zor ancak hepsi olmasa bu hastalığa sahip genç kadınların çoğunun bu uygulamanın farkında olduğuna inanılıyor. Muhtemelen önemli sayıda kişi farklı derecelerde bu davranışı uyguluyor; kimisi önemli bir olay öncesi birkaç kilo vermek için, kimisiyse kötü tıbbi sonuçları olacak kadar sık.

Bu komplikasyonların şiddetini yeterince vurgulamak zor. Almaları gerekenden daha az insülin iğnesi yapan kadınların ölüm riskleri verilen dozu söylendiği şekilde alanlara göre üç kat daha fazla, ayrıca hastalığın komplikasyon oranı da daha yüksek. Ölüm riskine ek olarak aldığı insülini azaltan hastaların göz hastalığı, böbrek yetmezliği, el ve ayaklarda sinir hasarı dahil olmak üzere çeşitli mikrovasküler komplikasyonlarla ve kalp krizi ve inme gibi makrovasküler komplikasyonlarla karşılaşma riskleri daha fazla. Hiçbir yeme bozukluğunun hoş sonuçları yoktur ancak diabulimia diğerlerine göre çok daha hızlı hasar verebilir.

Diabulimia, bir hastanın insülini yapmayarak vücudunun glukozu işlemesini imkansız hale getirerek idrarla dışarı atılmasına neden olması. Bir hastanın diabulimik olabileceğinin işaretleri arasında hiperglisemi, kiloda ani değişiklikler, düşük enerji, alışılmadık yeme şekilleri, tıkınırcasına karbonhidrat ve tatlı yemek, yiyecek ve beden imgesine takıntı, yiyecek saklamak ve nefeste ve idrarda keton (aseton) kokusu vardır. Diabulimia en çok ergen kızlarda ve genç kadınlarda görülse de bu yaşı daha ileri kadın ve erkeklerin yatkın olmayacağı anlamına gelmez.

Elbette insülin alımını iyi idare edemeyen her tip 1 diyabet hastası bunu kilo vermek amacıyla yapmıyor. Diabulimikleri ayırt eden nokta onların odağının kilo vermek olması.

Diyabeti olmayan yeme bozukluğu olan kişiler gibi diabulimiklerin de vücut imgeleriyle bir takıntısı ve başka takıntılı davranışları, mükemmeliyetçi olma eğilimleri ve kendilerine karşı nefret duyguları veya yeterince iyi değillermiş gibi hissetmeleri söz konusu olabilir. Bunlar diyabet gibi hayat tehdit edici bir hastalığın tanısıyla daha da şiddetlenebilir. Ayrıca bir takım aile dinamikleri de bu davranışa katkıda bulunabilir. Bazen yeme bozukluğu diyabetten önce var olabilir ancak tersini de görmek mümkün. Bazen diyabet tanısı ilk konulduğunda görülen kilo alımı da tetikleyici olabilir. Açıklanamayan kilo kaybı genelde ilk tanının bir parçasıdır. Genç bir kız 10 kilo verdiği için çok mutlu olabilir. Ancak tedavinin ilk aşamasında kilo normale dönmeye başladıkça hasta düşük kilosunu korumak isteyebilir, bu da diabulimik davranışı tetikler. Doktorlar hastanın insülinini ayarlamaya çalışırken meydana gelen hafif kilo alımı da hızlandırıcı rol oynayabilir. Hastalar kendilerine bakmaya başlayınca kilo aldıklarını farkederler.

Beslenme uzmanları yardımcı olmak için ne yapabilirler?

İlk olarak beslenme uzmanlarının kendilerini yeme bozuklukları hakkında eğitmeleri gerekmektedir. Diabulimiayı tedavi etmek için sihirli bir yol yok ancak beslenme uzmanlarının kendini eğitmenin yanı sıra bir doktor, ruh sağlığı uzmanı ve bir diyabet eğitmeninden oluşan multidispliner bir takımla çalışması da gerekiyor. Aile terapisi, destek grupları ve SSRI kullanımı da yardımcı olabilir. Eğer hastaların hastaneye yatırılması gerekiyorsa bu tesislerin diyabetli hastalarla çalışmak için gerekli ekipmana sahip olması gerekiyor. Bazı yeme bozukluğu klinikleri sadece sağlıklı kişiler için. Hepsinde diyabetle başa çıkabilecek bir ekip yok.

Hedef hastanın yetki sahibi olmasını sağlamak. Azarlandıklarını veya bazı yiyeceklerin onlara yasaklandığını düşünmemeliler. Eğer sistemleri yerli yerinde kullanmayı öğrenirlerse özgürlük onların. Onların bunu hakettiklerine inanmalarına yardımcı olacak temeli kurmaya yardımcı olmak gerekiyor.