[email protected]

Bebek, doğduğu andan itibaren, çevresinden gerçekleştirmesini istediği beklentilerle büyümeye başlar. İlk aşamada açlığını dindirmeyle başlayan bedensel gereksinimler, ilerleyen dönemlerde bunun devamlılığından emin olma şeklinde ilerler ve bu da kişinin çevresindeki insanların önemini anlamasına, onlarla ilişkiler kurmasına, aile ve dış çevrede kendini var etme çabasına neden olur. Kişi kendini var etmeye çalışırken, şüphesiz ki ilgi çekmeye ve ilgilenilmeye yaşamının sonuna kadar ihtiyacı vardır.

İlgi çekmek aslında basittir ama yaşamda çok büyük önemi vardır. Çocuğun ailesinden sürekli ilgi görmeyi beklemesi onun en doğal ihtiyacıdır. Kendini doğum itibarıyla ağlayarak ifade etmeye çalışan ve sonsuz ilgi gören bebekten, büyüdükçe ve dil gelişimi oluşmaya başladıkça ilginin sadece ağlamakla olmadığını öğrenmesi beklenir. Konuşmayla beraber çocuk artık kendini ifade etmekte ve anne babaya bağımlı olmamaktadır. Artık taleplerini sadece ağlayarak anne babaya anlatmakla kalmaz, sözel ifadesiyle beraber dış çevreye de anlatabilir hale gelir. Bütün bu ‘bağımsız’ haller, çocukların ilgi çekmeye olan yatkınlığını azaltmaz.

Çocuk, varlığını ispatlayabilmek ve varlığının fark edilmesini kolaylaştırabilmek için dikkati kendi üzerine çekmeye çalışır. Bu kendi ayakları üzerinde durarak yaptıkları karşısında çevrenin verdiği olumlu geribildirimler de onun özgüven gelişimini destekler, pekiştirir ve artık ilgi ihtiyacı sadece anne babadan değil, tüm sosyal çevreden beklenir. Ancak burada da önemli olan; çocuğun dikkat çekme malzemesinin olumlu ya da olumsuz olması ve beraberinde anne ve babanın bu malzemenin oluşmasına ve ilgi çekme sonucu oluşan durumun kalıcılığına olan katkısıdır. Çocuğun çevresindekilerin ilgisini çekmeye çalışması, onlardan bir beklentisinin var olduğunu gösterir. Bu durum dikkat çekilmek istenen ihtiyacın yeterince karşılandığını veya hiç fark edilmediğini bize gösterebilir.

Bunları ayırt edebilmek ancak çevreden yapılan gözlem ve anne babanın farkındalığı ile ortaya çıkabilir. Çocuklar her zaman yaşlarından beklenen olgunlukta ilgi çekme metotları kullanmayabilirler; yüksek sesle konuşma, yerine göre olmayan davranışlar vs… Burada düşünülmesi gereken çocuğun o tipte bir davranışına önceden zemin hazırlayan çevresel etkenlerin neler olduğudur. Başta anne ve baba tutumları olmak üzere çocuğun yakın çevresindekilerin ona karşı tutumlarını ele almak gerekmektedir.

İlgi görmek, bize beraberinde sevildiğimiz hissini de yaşatabilir, hatta bazı durumlarda yalnızca bu yolla sevildiğimizi anlarız. İlgilenilmeyi nasıl algıladığımız burada çok önemli bir noktadır. Çocuklar için de bu durum benzerdir. İlgilendiğimizde mutlu olabilmektedirler ancak sevginin ifadesini sadece yaşanan bir şeyle eşleştirmek, çocuk için olumsuz olabilmektedir. Her dikkat çekici durumda aşırı bir onaylama ve sevgi gösterisi yaşayan çocuk; dikkat çeken bir durum yaratamadığında sevgisiz kalmaktan korkabilir. Öyleyse bu duyguyu çocuğa hissettiren kişiler olarak anne ve babaların, sevgilerini farklı zamanlarda sözel ya da davranışla ifade etmeleri gerekmektedir.

Bununla beraber çocuğun, yaptığı olumlu davranışından dolayı takdir almaya da ihtiyacı vardır. Bu gibi durumları da atlamadan onu cesaretlendirmek ve edinilen davranışın kalıcılığını sağlamak da önemlidir. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi en önemli nokta; çocuğun bu durumu, sadece sevginin ifadesi olarak görmemesini ve sevgiyi sadece buna bağlamamasını sağlamaktır. Çocuklara koşulsuz sevildiklerini göstermemiz çok önemlidir. Karşılıksız şekilde de sevildiğini hissetmek için sürekli dikkat çekmesinin gerekli olmadığını fark eden çocuk daha sağlıklı bir benlik oluşturur. Aksine eğer çocuk, küçük yaşlardan itibaren yaptığı davranışlar doğrultusunda sevgi kazanırsa bu onun düşünce temeline bu yerleşir.

Yaşı büyüse de bu değişmez, sevginin ilgiyle eş değer olduğunu düşünür ve gerek okul, gerek iş hayatı gerekse sosyal yaşamında sürekli ilgi odağı olmaya çalışır. Bunun tersi olarak ilgi görmeyen çocuklarda da “reklamın iyisi kötüsü yoktur” mantığı işleyebilir. Çocuğu ile sadece ilgi çekmeye çalıştığı zamanlarda ilgilenen anne ve babanın bu durumu değiştirmemesi; çocuğun bu yolla kendini var edebilmesine ve ihtiyaçlarını bu şekilde karşılatabilmesine neden olur. Karşılıksız olarak elde ettiği olumlu ilgiyi kazanamayan çocuk; sürekli dikkat çekebilmesi gereken davranışlar sergiler. Bu çocuk için yorucu ve yaralayıcı bir süreçtir. Çocuğa sadece ilgi çekmeye çalıştığında değil; günlük hayattaki her hangi bir durumda da ilgi göstermek gereklidir. Bu durumda çocuk sürekli ilgi çekmeye çalışmayı, iletişim için bir gereklilik olarak görmeyecektir.

Çocuğunuz ile iletişiminizi sözel olarak sürdürmeye önem verin. Farklı olaylardan konuşmak; onu dinlemek ve sizi dinlemesini sağlamak birçok konuyu birlikte konuşabiliyor olduğunuzu ona ispat eder. Bu durumda ilgilenilecek birçok konunun olduğu; dolayısıyla biriyle ilgilenmenin ve dikkat çekmenin, doğal olarak gerçekleşebileceğini ona gösterin.

Çocuğun yanlış bir davranışına ilgi göstermek ve bunu sürekli hale getirmek ise; çocuğun kendisinin bu tip bir davranışı ile ortaya çıkabildiğini fark etmesine ve dolayısıyla ihtiyacını bu şekilde karşılamasına neden olacaktır. Böylece çocuk aynı ilgiyi elde edebildiği sürece bu durumu ortaya çıkartmak için daha da cesaretlenecektir. Çocuğun ilgi çekmeye çalıştığı konular anne ve baba olarak ayırmak ve hangisinin kalıcı olarak ele alınması gerektiğine karar vermek önemlidir.

Olumlu görülen durumu ödüllendirmek, onaylamak çocuk için cesaretlendirici ve güven veren bir hal yaratır. Olumsuzları ise görmezden gelmek davranışın değişmesine ve giderek yok olmasına neden olmaktadır. Bunun dışında çocuğun hiçbir davranışıyla ilgilenmemek onun için sürekli varlığını ispat etmeye çalışacağı yorucu bir durum oluşturacaktır. Kayıtsız, ilgisiz ve pasif anne baba tutumuna maruz kalan çocuklar kendilerine olan daha çok ilgisizliğe karşı davranışlar geliştirirler. İlgisiz kalmış bir çocuk olarak ,ana babanın ilgisini çekmek için çoğu zaman istenmeyen davranışlar sergilerler. Çünkü uslu duran, problem çıkarmayan çocukla çoğunlukla kimse ilgilenmez. Ceza alması dahi kısa bir müddet için var olduğunu hissettirdiği için, ceza ödül durumuna geçmektedir. Çünkü anne baba çocuğun olumlu değil de olumsuz davranışları pekiştirilmektedir. Davranışı değiştirmek istiyorsanız önce olumlu olanları pekiştirin çocukla iyi bir iletişim kurduktan sonra çocuğun olumsuz davranışlarına yönelin.

Çocuğun olumlu davranışını ödüllendirmek önemlidir. Ancak bunun yoğun süreklilik göstermesi durumunda; sınırlandırmak ve yoğun ilgiyi azaltmak gereklidir. Bu olumlu yoksunluk halinde çocuk yaptığının abartılı olduğunu fark edecek ve gerekli zamanlarda gerekli miktarda ilgiden memnun olmaya başlayacaktır. Çünkü anne ve baba ona eğer uygun zamanda ve uygun miktarda tepki verirse; çocuk olumlu olanın değerini daha iyi kavrayacaktır.

Sonuç olarak hem çocuk hem de anne baba için, çocuğun her daim sevileceğini fark edebildiği bir ortamda yaşayabilmesi gerekir. Bu ilgi çekmenin problem olarak yaşanmamasını sağlamakta birincildir. Çocuğun her türlü duruma uygun tepki verebilen bir anne babaya sahip olması, onun sürekli dikkat çekerek kendini anne baba ve çevresine ispatlamasına gerek kalmamasını sağlamaktadır.